13 Temmuz 2026

GENEL BAŞKANIMIZ YUNUS DEĞİRMENCİ VE GENEL YÖNETİM KURULUMUZ YENİDEN SEÇİLEREK GÜVEN TAZELEDİ

Sendikamızın 11 Temmuz 2026 Cumartesi günü gerçekleştirilen 16. Olağan Genel Kurulu’nda, Genel Başkanımız Yunus Değirmenci ve Genel Yönetim Kurulumuz, üst kurul delegelerimizin teveccühü ve güçlü desteğiyle yeniden seçilerek güven tazeledi.

Ankara The Green Park Otel’de büyük bir coşku ve heyecan içerisinde gerçekleştirilen Genel Kurulumuzda yapılan seçim sonucunda; Genel Yönetim Kurulumuz, Genel Başkanımız Yunus Değirmenci’nin başkanlığında Genel Başkan Yardımcılarımız Bayram Altun, Ahmet Çolak, Mustafa Kılıç ve Aydın Baysal’dan oluştu. Sendikamızın Genel Sekreterinin ise önceki dönem Genel Başkan Yardımcılarımızdan Şerafettin Koç’un olacağı açıklandı.

Olağan Genel Kurulumuza, Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in Genel Başkanı Mahmut Arslan, Genel Başkanımız Yunus Değirmenci, Genel Yönetim Kurulumuz, Türkiye’nin dört bir yanından gelen şube başkan ve yöneticilerimiz, temsilcilerimiz, üst kurul delegelerimiz, şubelerimizin kadın komite üyeleri, kardeş sendikalarımızın genel başkan ve yöneticileri, çok sayıda sivil toplum kuruluşunun temsilcileri, siyasi parti temsilcileri, işveren temsilcileri, sendikamızın personeli, basın mensupları ve davetliler katıldı.

“YENİ DÖNEMDE EN ÇOK BEN ÇALIŞACAĞIM”

Seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından büyük coşku ve sloganlar eşliğinde salona giren Genel Başkanımız Değirmenci, teşkilatımız tarafından “Yunus Başkan Nerede, Biz Oradayız” sloganlarıyla karşılandı.
Kısa bir teşekkür konuşması yapmak üzere kürsüye gelen Değirmenci, “Öncelikle şahsıma gösterdiğiniz tevecühe teşekkür ediyorum. Allah razı olsun.” diyerek konuşmasına başladı.

“Omzumuza yeni sorumluluklar verdiniz.” diyen Değirmenci, “Yeni dönemi hep birlikte yeniden inşa edeceğiz. Hiç merak etmeyin en çok ben çalışacağım. Toplu iş sözleşmesinden iş yeri ziyaretlerine örgütlenmeden işveren ilişkilerine, şubelerimizin ve üyelerimizin ihtiyaçlarına kadar her konuda herkesten çok ben koşacağım. Şube başkanlarımın gönlü ferah olsun. Siz şahsımın sizin başınızda olması için bir irade ortaya koydunuz, sizlerin başarılı olabilmesi için bu iradeyi sonuna kadar kullanacağım ve harekete geçireceğim. İşimizin zor olduğunu biliyorum. Dünyada ve ülkemizde krizler yaşanıyor. Toplu iş sözleşme masalarında neler çektiğimizi hepiniz biliyorsunuz. İnşallah geçmişte, büyük işyerleri başta olmak üzere bütün toplu iş sözleşmelerden alnımızın akıyla çıktıysak, yeni dönemde de hep beraber kol kola yürüyerek, anlı şanlı toplu iş sözleşmeleri imzalayıp üyelerimize hediye etmeye devam edeceğiz. Metal işçisi bizi bekliyor, 1 Milyondan fazla metal işçisi Özçelik-İş’i bekliyor. Eğer Türkiye’nin en büyük sendikası olmak istiyorsak, üyelerimiz için çeşitli hizmetler ve faaliyetler yapacaksak daha fazla koşturacağız, örgütleneceğiz, teşkilatımızı büyüteceğiz ve ilkleri hayata geçirmeye devam edeceğiz. Şahsıma, yönetimime, denetim, disiplin kurulundaki ve yedeklerdeki arkadaşlarıma göstermiş olduğunuz teveccühe, ilgiye, oy veren-vermeyen kardeşlerime de teşekkür ediyorum. Rabbim yar ve yardımcımız olsun.” ifadelerini kullandı.

DEĞİRMENCİ DERİNLEMESİNE BİR KONUŞMA YAPTI

Genel Kurulumuzun seçimler öncesinde sabah oturumu Divan Başkanlığına HAK-İŞ Genel Başkan Yardımcısı ve Öz Taşıma İş Sendikası Genel Başkanı Av. Mehmet Ali Kayabaşı’nın seçilmesinin ardından Genel Kurulumuz, saygı duruşu ve istiklal marşının ve ardından sendikamızın faaliyetlerinin yer aldığı videonun gösterimiyle başladı.
Daha sonra Genel Başkanımız Yunus Değirmenci, teşkilatımızın ve delegelerimizin ‘Teşkilat seninle gurur duyuyor’, ‘Hak, hukuk, adalet Yunus Başkana emanet’ sloganları eşliğinde kürsüye gelerek, dünya ve ülkemizdeki gelişmelerden geride bıraktığımız dört yıllık dönemde yaptıkları sendikal faaliyetlerde çalışma hayatına kadar birçok konuda derinlemesine bir konuşma gerçekleştirdi.

“BUGÜN 10 YILDIR VERDİĞİMİZ MÜCADELENİN MEYVELERİNİ TOPLAMA GÜNÜ”

Değirmenci, “Özçelik-İş’in kutlu yürüyüşüne gönül verenler, kardeşliğimizin, dostluğumuzun gücüne inananlar, emeğin hakkını savunanlar, Özçelik-İş bayrağını zirveye taşımaya kararlı olanlar,  Emek ve alınterini her şeyin üstünde tutanlar, birliğimizi büyütmeye, mücadelemizi güçlendirmeye, hazır mısınız?”diyerek konuşmasına başladı.
“Eyyyyy alınterinin bekçisi, emeğin yılmaz savunucusu, Özçelik-İş’in neferleri, emek ve alınteri davamızın yegâne kahramanları, Özçelik-İş’in cesur yürekli evlatları, kardeşten öte, candan ileri bildiğim yiğitlerim, kardeşlik soframıza hoş geldiniz, şeref verdiniz.”diyerek konuşmasına devam eden Değirmenci, “10 yıldır büyük bir inançla, kararlılıkla, adanmışlık ruhuyla, omuz verdiğimiz, emek davamızın meyvelerini, bugün toplama zamanıdır. Bugün, alın teriyle yazılan bir mücadelenin, muhasebesini yapma günüdür. Bugün, inancımızın ne kadar haklı, yürüdüğümüz yolun ne kadar doğru olduğunun ilanıdır. Bugün, iftara atmalara doyamayan, yalan söylemeden duramayan, ayak oyunlarıyla namusumuza, mücadelemize kara çalan şeref yoksunlarına, bir kez daha okkalı Özçelik-İş tokadı atma günüdür. Bugün, kutlu yürüyüşümüzü çekemeyenleri, kardeşliğimizi hazmedemeyenleri, kapı dışarı etme günüdür. Bugün, Özçelik-İş’in yarınlarına sahip çıkma günüdür.”ifadelerini kullandı. Değirmenci konuşmasını şöyle sürdürdü:

“HEYBEMİZDE PİŞMANLIK DEĞİL, EMEKÇİNİN DUASI VAR”

“Birlikte çıktığımız, bu kutlu yolculuğun dört yılını geride bıraktık. Bu dört yıla, sadece günler, aylar, yıllar sığmadı. Emek sığdı, alınteri, fedakârlık sığdı, başarılar sığdı, dualar sığdı. Bu süreçte, kaç yaralı gönüle dokunduk, kaç mahzun bakışla göz göze geldik, kaç emekçinin elinden tuttuk, inanın sayısını bilmiyorum. Bir işçinin umudu, bizim mücadelemize dönüştü. Öyle zamanlar oldu ki, davamız uğruna ailemizden, sevdiklerimizden, vazgeçtik. Öyle zamanlar oldu ki, iftiralara maruz kaldık, bedeller ödemeye itildik. Her şeye rağmen, cevabımızı öfkeyle değil, dik duruşumuzla verdik. Yalancıları, müfterileri, iftiracıları, önce Allah’a, sonra vicdanlara havale ettik. Hiçbir zaman, doğru bildiğimiz hak ve hakikat yolculuğumuzdan, geri adım atmadık. Çünkü biz biliyorduk ki, hakikat eninde sonunda yolunu, samimiyet de mutlaka karşılığını bulur. Bir işçinin samimi teşekkürü, bir annenin hayır duası, bir evladın yüzündeki tebessüm. İşte bütün yorgunluğumuzu unutturan, ödediğimiz bedelleri yok eden bunlar oldu. Bugün geriye dönüp baktığımızda, Elhamdülillah… Heybemizde kırgınlık yok. Heybemizde pişmanlık yok. Heybemizde emekçinin duası, Heybemizde alın terinin bereketi var. Heybemizde kardeşliğimiz, birlikteliğimiz ve omuz omuza verdiğimiz mücadelenin onuru var.”

“15 TEMMUZ DEVLETİMİZ VE MİLLETİMİZ İÇİN TARİHİ BİR EŞİKTİR”

“Ülkemizin varlık-yokluk mücadelesinde, destanlaşmış bir eşik olan 15 Temmuz hain darbe girişiminin 10. yıl dönümünde, millet olarak yaşadığımız ihanetin boyutunu, birkaç gün sonra, bir kez daha hatırlayacağız. Bundan tam 10 yıl önce, devletimizin bekası, milletimizin istikbali ve bağımsızlığı hedef alınmıştır. Milletimiz, çok ağır bir sınav vermiş, ülkemiz üzerindeki karanlık senaryoyu, çok şükür Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde yırtıp atmıştır. Bölgemizdeki milletlerin, bilhassa Müslüman kardeşlerimizin yaşadıkları acıları gördükçe, 15 Temmuz’da milletimizin ortaya koyduğu güçlü iradenin ve kararlı duruşun önemini, bir kez daha görüyoruz. Sözde devlet, özde terörist İsrail, Gazze’de insani felaketlere, soykırıma, her gün yenilerini eklemektedir. Son 25 yılda İslam ülkelerinde, emperyalistlerin kurduğu savaş düzeninde 13 milyon Müslüman öldürülmüştür. Bugün dönüp etrafımıza baktığımızda, kuzeyimizde savaş, güneyimizde gözyaşı, doğumuzda istikrarsızlık, batımızda ise insanlığın vicdanını yaralayan büyük acılara şahitlik ediyoruz. Ancak bütün bu fırtınaların ortasında, Türkiye dimdik ayaktadır. Etrafımız ateş çemberiyle kuşatılmışken, bu aziz vatan, huzurun, güvenin ve umudun sığınağı olmayı sürdürmektedir. Bugün sınırlarımızın hemen ötesinde bombalar patlarken, şehirler yıkılırken, milyonlarca insan yurtlarından edilirken, bu topraklarda çocuklarımız geleceğe umutla bakabiliyorsa, bu milletin birlik ruhu sayesindedir. 15 Temmuz gecesi nasıl ki milyonlar aynı hedef uğruna tek yürek olduysa, bugün de Türkiye’nin yarınları için aynı inançla, aynı kararlılıkla omuz omuza durmak mecburiyetindeyiz. Emeğimizle üretecek, birliğimizle büyütecek, Türkiye’nin geleceğini hep birlikte inşa etmeyi sürdüreceğiz. Ne mutlu aynı vatana sevdalı olanlara, ne mutlu aynı bayrağın altında geleceğe yürüyenlere!”

“ŞİMDİ SIRA, EMEKÇİNİN GÖSTERDİĞİ SABRA KARŞILIK VERMEKTEDİR”

“Ülkemize olan sevdamız,  devletimize olan bağlığımız, emekçilerin yaşadığı geçim sıkıntısını anlatmamıza asla engel olamaz. Bugün çalışanlar üretiyor, fabrikalar çalışıyor, çarklar dönüyor, ancak emekçinin cebindeki para da, maalesef aynı hızla eriyip gidiyor. Pazara çıkanın, torbası tam dolmuyor. Markete girenin hesabı kasada şaşıyor. Evine dönenin aklı ise, ay sonuna nasıl ulaşacağında kalıyor. Sağlık ve eğitim giderlerine, faturalara, kiralara, güç yetiren tabir-i caizse kahraman oluyor. Bu ülkenin emekçileri, yıllardır fedakârlığın ne demek olduğunu yaşayarak göstermiştir. Üretim düştüğünde, çalışan, fedakârlık yapmıştır. Ekonomi daraldığında, çalışan fedakârlık yapmıştır. Zor günlerde yine, çalışan sabretmiştir. Şimdi sıra, emekçinin gösterdiği sabra karşılık vermektedir. Toplu iş sözleşme masalarında, adeta vura vura kazandığımız ücret artışları, daha cebimize girmeden, fiyat etiketlerine teslim oluyor. Bu tablonun en ağır bedelini çalışanlar ödedi ve hala da ödemektedir. Alın teriyle geçinen emekçiler, her geçen gün biraz daha yoksullaştı. Ücretler eridi, umutlar azaldı, gelecek kaygısı büyüdü. Bugün kazandığımızı, hayat pahalılığına kaptırıyoruz. Devletimizin ilgili kurumlarından beklentimiz açıktır. Hayat pahalılığıyla mücadelede daha güçlü ve kararlı adımlar atılmalıdır. Fırsatçılığa göz açtırılmamalıdır. Sabit gelirli işçiyi, emekçiyi koruyacak yeni önlemler, devreye alınmalıdır. Ücretler üzerindeki vergi yükü hafifletilmeli, çalışanların alım gücü desteklenmelidir. Enflasyonla mücadele adı altında uygulanan politikaların yükü, yine dar gelirlinin omuzlarına bırakılmamalıdır. İstihdamı koruyan, üretimi destekleyen ve emeği gözeten adımlar gecikmeden atılmalıdır. Biz, emeği merkeze alan bir yaklaşım istiyoruz. Biz, vergi yükünün adil dağıtılmasını istiyoruz. Biz, çalışanı enflasyona ezdirmeyecek, gerçek bir gelir koruma sistemi istiyoruz. Vergi adaleti sağlanmalı, vergi dilimleri çalışanların aleyhine işlememelidir.”

“HAK-İŞ İLE ÖZÇELİK-İŞ, AYNI DAVANIN İKİ NEFERİDİR”

“HAK-İŞ’in öncülüğünde, maaşlarımızı eriten vergi yükünü, gelir adaletsizliğini, emeklilerimizin yaşadığı geçim sıkıntısını ve emekçilerimizin karşı karşıya kaldığı sorunları, hala taşeronda çalışan başta Devlet Hava Meydanlarındaki üyelerimiz olmak üzere bir kadro verilmesini her platformda dile getirmeye devam ediyoruz. Genel Başkanımız Mahmut Arslan’ın liderliğinde, gelir vergisinden kıdem tazminatına, sendikal örgütlenme özgürlüğünden toplu sözleşme haklarına, adaletsiz asgari ücret düzeninden, taşeron ve güvencesiz çalışmaya ve ücret adaletsizliğine kadar, çalışma hayatının her başlığında, mücadelemizi kararlılıkla sürdürüyoruz. HAK-İŞ, sadece bir konfederasyon değildir. HAK-İŞ, emeğin vicdanıdır. HAK-İŞ, mazlumun sesi, emekçinin güvencesidir. HAK-İŞ, umudunu alın terine bağlayan milyonların ortak çatısıdır. Bugün HAK-İŞ varsa umut vardır. HAK-İŞ varsa, mücadele vardır. HAK-İŞ varsa, emekçinin sesi, daha gür çıkmaktadır. HAK-İŞ ile Özçelik-İş, aynı davanın iki neferidir. HAK-İŞ’in gücü, Özçelik-İş’in gücüdür. Özçelik-İş’in başarısı, HAK-İŞ’in başarısıdır. Bu büyük mücadelede, ne zaman kapısını çalsak yanımızda duran, ne zaman desteğine ihtiyaç duysak önümüzde yürüyen, emeğin hakkını savunmayı sadece bir sorumluluk değil bir dava olarak gören Genel Başkanım Mahmut Arslan’a huzurlarınızda şükranlarımı sunuyorum. Sadece ülkemizde değil, mazlum coğrafyalarda da, hakkın ve adaletin sesi olan, emek mücadelesini insanlık mücadelesiyle birleştiren, aynı zamanda Sumud gemisinin kahramanlarından olan Sayın Genel Başkanıma teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız Genel Başkanım. İyi ki HAK-İŞ var. İyi ki bu büyük emek ailesinin bir parçasıyız.”

“YAPTIKLARIMIZI YAŞAYARAK GÖRDÜNÜZ”

“Yaptıklarımızı tek tek anlatarak, sizleri yormak gibi bir niyetim yok. Zaten her biriniz, metal emekçileri için, sendikamız, HAK-İŞ ve ülkemiz için yaptıklarımızı yakından biliyorsunuz. Üyelerimizin evlatlarına verdiğimiz bursları, zor durumdaki üyelerimize yaptığımız sosyal yardımları, yaptığımız ve aldığımız binaları yaşayarak gördünüz. Türkiye sözleşmesi adı verilen ve zaferlerle dolu toplu iş sözleşmelerimizi, işyeri ziyaretlerimizi, teşkilatımızla kucaklaşmalarımızı, dev eğitim programlarımızı ve Özçelik-İş’in maddi birikimi noktasında geldiği zirveyi ve nice hizmetlerimizi, yaşayarak biliyor ve görüyorsunuz. Ayrıca Sendikal tarihimizde uluslararası sendikalarla işbirliğimizi ve özellikle üyesi olduğumuz İndustrall Avrupa ve Küresel sendikalarda etkili ve yetkili hale gelişimizi, ilk defa sendikamızın İndustrall Küresel’de şahsımın yönetim kurulu üyeliğine seçilerek, etkin rol üstlenişini biliyorsunuz.”

“BİZ BU YOLA MAKAM SAHİBİ OLMAK İÇİN DEĞİL, EMEKÇİNİN DERDİNE DERMAN OLMAK İÇİN ÇIKTIK”

“Biz bu yola makam sahibi olmak için değil, emekçinin derdine derman olmak için çıktık. Genel Başkanlık bayrağını teslim aldığım günden bugüne, her zaman söyledim, Makamlar gelip geçicidir. Asıl olan, arkanızda bıraktığınız eserlerdir. Asıl olan, dokunduğunuz hayatlardır. Asıl olan, bir işçinin duasında yer bulabilmek, Allah’ın rızasını kazanabilmektir. Biz emekçiler için koştuk, biz teşkilatımız için koşturduk. Bu anlayışla kırmaya değil onarmaya, ayrıştırmaya değil birleştirmeye, yıkmaya değil inşa etmeye gayret ettik. Kar-kış, gece-gündüz, zor-kolay demeden, mücadelemizi sürdürdük. Sendikacılığı bir kariyer planı olarak görenlerin aksine, biz bir dava bilinci olarak yaşadık. Burası bizim için emeğin kalesi, kardeşliğin yuvası, dayanışmanın ocağı, alınterinin namusudur. Velhasıl sevgili dostlar, sendikacılığımız boyunca, bizler, insan biriktirip, rıza peşinde koştuk. Bizim davamızın özü budur. Tabi ki, bu süreçte gül bahçesinde yürür gibi yürümedik. Nice gün yüzü görmemiş iftiralara maruz kaldık. Nice engellerle karşılaştık. 27 yıldır çalışanımız olan, evladımız bildiğimiz kişinin bile, hainliğine muhatap olduk. Yargıda hesaplaşma süreçlerini başlattığımız bu hainin, üyelerimize ve teşkilatımıza ait bilgileri sattığına, bu bilgileri satın alan, yine yargıda hesaplaşma sürecini başlattığımız Özçelik-İş düşmanlarının varlığına şahitlik ettik. Hırsızlık yaparak oy isteyenlerin, mağdur rolü oynayarak Özçelik-İş tarihinde görülmemiş ihanetin içerisinde olanları da gördük. Dünkü çocukların mafyacılık oynayarak, teşkilatımı sahte hesaplarla tehdit ettiğine, şahitlik ettik. Sanki illegal bir iş yapılmış gibi Özçelik-İş’in adını sahte hesaplarla, satılmış gazeteciler aracılığıyla karalayanları, lekeleyenleri gördük. Bütün bu alçaklıkları yapanların da, bunları alkışlayanların da, bu teşkilatla kan uyuşmazlığı olanlardan, bu sendikadan kapı dışarı edilenlerden oluştuğunu gördük. Yani bedel ödeme pahasına tekerine çomak sokarak, sendika dışına ittiklerimizin hep bir ağızdan Özçelik-İş ve HAK-İŞ düşmanlığı yaptığına şahitlik ettik. Ama hiçbir zaman, yolumuzdan dönmeyi, aklımızdan bile geçirmedik. Ve Allah ömür verdiği sürece de, emeğin yanında, işçinin safında, hak ve hakikat çizgisinde, yürümeye devam edeceğiz. Bu inançla yürüdüğümüz yolun sonunda, bu sendikanın çok şükür büyümekten başka derdi kalmamıştır. Bu sendikanın, kendisini bekleyen yüz binlerce sendikasız, güvencesiz çalışan metal emekçisine ulaşmaktan başka derdi yoktur.”

“BU DAVA, ÖZÇELİK-İŞ, HAK-İŞ VE TÜRKİYE DAVASIDIR”

“Bizim davamız şahısların davası değildir. Bu dava, alın terinin davasıdır. Bu dava, ekmeğini emeğiyle kazananların davasıdır. Bu dava, Özçelik-İş’tir. Bu dava, HAK-İŞ’tir. Bu dava Türkiye davasıdır. Ve her şeyden önemlisi, hakkın, adaletin ve insan onurunun davasıdır. Yüce Allah bizleri, bu kutlu yoldan ayırmasın. Niyetlerimizi halis, sözlerimizi doğru, yüreklerimizi temiz kılsın. Muhabbetimizi eksiltmesin. Kardeşliğimizi zayıflatmasın. Birliğimizi daim eylesin. Ocaklarımıza huzur, hanelerimize bereket, çocuklarımıza güzel gelecekler nasip etsin. Milletimize güç, devletimize kudret, ülkemize huzur ve istikrar versin. Biz gayret edeceğiz, biz mücadele edeceğiz, biz çalışacağız. Takdir de, tevfik de, zafer de Allah’tandır. Yolumuz açık, birliğimiz daim, kardeşliğimiz baki olsun.”

ARSLAN: “HAK-İŞ VE ÖZÇELİK-İŞ BİRÇOK İŞLETMEDE BAŞARI HİKAYELERİ VAR”

Sendikal yaşamdan çalışma hayatına kadar birçok konuya değinen ve Genel Kurulun hayırlı olması temennisiyle sözlerine başlayan Konfederasyonumuz HAK-İŞ’in Genel Başkanı Mahmut Arslan ise yaptığı konuşmada, HAK-İŞ ile Özçelik-İş’in Kardemir’de, İsdemir’de, Eti Alüminyum’da, THY Teknik AŞ’de emekçiler için çok büyük mücadeleler verdiğini hatırlatarak, daha pek çok işletmede de HAK-İŞ ve Özçelik-İş’in birlikte başarı hikayeleri olduğunu ifade ederek, “HAK-İŞ olarak daha birçok işletmede, birçok mücadelede Özçelik-İş Sendikasıyla birlikte dayanışma içerisinde kardeşliğimizi daha da yücelterek, daha da yükselterek, birbirimize olan güveni daha da tesis ederek başardığımız pek çok başarı hikayelerimiz var.” diye konuştu.

“ÖZÇELİK-İŞ’E KURULAN KUMPASLARIN FARKINDAYIZ”

Arslan konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Genel Başkanımız Yunus Değirmenci’nin konuşmalarının bütününe aynen altına imzamı atıyorum. Üye sayımızı 46 binlerden 100 binlere 500 binlere çıkarmak için mücadelemizi artıracağız. Yaşadığınız zorlukların farkındayız. Özçelik-İş Sendikasına kurulan kumpasların farkındayız. Dışarıdan, içeriden bu konuda Özçelik-İş Sendikası-HAK-İŞ ilişkilerine zarar vermek isteyen yılanların, çıyanların olduğunun farkındayız. Ama birliğiniz, beraberliğiniz, kardeşliğiniz, bence Özçelik-İş Sendikamızı 16. Olağan Genel Kurulda daha da güçlü şekilde, daha da büyüyerek, daha da heyecanını, geleceğe dair hayallerini daha da yükselterek, inşallah bu genel kurulun tarihi bir genel kurul olacağını umut ediyor, bekliyor ve istiyoruz.  Biz 16. Olağan Genel Kurulumuz, idrak ederken, birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi güçlendirmemiz gerekiyor.  Sayın Yunus Değirmenci ve ekibini 4 yıllık faaliyetleri içerisinde hem HAK-İŞ ile yakın çalışarak her konuda bizimle istişare ederek, bütün sorunlarının çözümü konusunda HAK-İŞ’in desteğini alarak, HAK-İŞ’in de bütün taleplerini, imkanlarını ve ellerindeki bütün kaynakları en iyi şekilde kullanarak, destek verdikleri için Yunus Değirmenci’ye, yönetimine, şubelerimize, işyeri temsilcilerimize, komitelerimize, bütün üyelerine teşekkür ediyorum. İyi ki varsınız.”

Genel Kurul huzurunda okunan tüm raporların delegelerimiz tarafından kabul edilmesinin ardından seçimlere geçildi. Yapılan oylamanın sonrasında Genel Başkanımız Yunus Değirmenci ve listesinde yer alan Genel Başkan Yardımcılarımız delegelerin desteğini alarak yeniden seçilerek güven tazeledi.