BAŞKANIMIZ DEĞİRMENCİ, HAK-İŞ’İN TOPLANTISINDA ÜLKE GÜNDEMİNİ VE ÇALIŞMA HAYATINI DEĞERLENDİRDİ

ANKARA- Sendikamız Genel Başkanı Yunus Değirmenci, Genel Mali Sekreterimiz Bayram Altun, Genel Teşkilatlandırma Sekreterimiz Recep Akyel,Genel Eğitim Sekreterimiz Ferhan Öner ve Genel Başkan Danışmanımız Gökhan Kaya, Haymana’da düzenlenen ‘HAK-İŞ Genişletilmiş Başkanlar Kurulu’ toplantısına katıldı.
Başkanımız Değirmenci, toplantıda, ülke gündeminden çalışma hayatına kadar birçok  konuda bir konuşma yaptı. 
Değirmenci, ulusal ve uluslararası terör örgütlerinin Türkiye’ye yönelik saldırılarının, Batının yanlı ve yalnızlaştırma politikalarının, darbeci hainlerin ve dolayısıyla üst aklın ‘taşeron ve güçsüz bir Türkiye’ emellerinin olduğu bir ortamda gerçekleştirilen bu toplantının birlik ve beraberlik noktasında daha bir anlamlı olduğunu ifade etti. 
Başkanımız Değirmeci konuşmasını şöyle sürdürdü:

 

‘Türkiye’nin en büyük konfederasyonlarından biri olan ve yarım milyona yakın üyesiyle Hak-İş’imizin bu toplantısından çıkacak mesajlar; dosta güven, düşmana korku verecektir. Bu bilinçle toplantımızın hayırlara vesile olmasını Yüce Allah’tan niyaz ederim. 
Bundan tam 99 gün önce büyük bir badireyi Türk milleti, Allah’ın izni ve inayetiyle atlatmasını bildi. Zaferden zafere koşmuş ordumuzun askeriyle uzaktan yakından alakası olmayan ve üst aklın piyonu haline gelmiş bir grup hain, ülkemizi birilerinin maşası haline getirmek için alçakça bir girişimde bulundu. 
Asil Türk milleti ise, elinde bayrağı kalbinde imanıyla; F-16’lar bomba yağdırırken, helikopterler ateş açarken, tanklar üzerine gelirken dik durdu ve bu haince kalkışmayı yerle bir etti. Bu olaylarda şehit düşen 241 vatandaşımıza Allah’tan rahmet, 2 binden fazla gazimize de şifa diliyorum. Allah’ım bu millete bir daha böyle bir olay yaşatmasın.
15 Temmuz sonrası ülkemizdeki gelişmelere baktığımızda başta Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmak üzere Hükümetimiz ile milletimizin ve konfederasyonumuzun kararlı duruşuyla Türkiye’nin safralarından kurtulduğunu görüyoruz. 

‘15 TEMMUZ’UN ETKİLERİNİ ÇABUK ATLATTIK’
15 Temmuz darbe kalkışması sonrasında ülke içinde ve dışında birileri “Bu ülkenin böylesine bir badirenin etkilerinden kurtulması yıllar sürer” diye düşünmüş, hatta arzu bile etmişti. Ama beklenen olmadı ve darbenin üzerinden çok geçmeden Suriye’de Fırat Kalkanı operasyonu başlatıldı. Bununla kalınmadı, PKK terör örgütüne sınır içinde ve dışında tarihin en büyük operasyonları yapıldı. Artık içe kapanması mümkün olmayan ülkemiz, tüm bunların üstüne bir de ticari, kültürel, tarihi ve manevi bağlarımızın olduğu, vicdanen vatan toprağı sayılan Musul ve Kerkük’te kurulacak olan masanın dışında kalmamak için var gücüyle çalışıyor. 
Ayrıca son zamanlarda darbe girişimiyle başaramadıklarını, kredi derecelendirme kuruluşlarıyla finansal olarak yapmaya çalışanlara, Türkiye’ye ayar vermeye kalkanlara da Türk milleti, üreterek, çalışarak, uyanık kalarak, gücümüzün farkında olarak cevap vermesini bilmiştir.
Devletimizin ve milletimizin kılcal damarlarına kadar girmiş olan Fetullahçı Terör Örgütü(FETÖ) ile onunla iş tutan ülkemizin baş belası haline gelmiş PKK’nın varlığı ve komşularımız Suriye ile Irak’ta yaşanan krizler nedeniyle ülkemiz zor zamanlardan geçiyor. 

DEVLET İÇİNDEKİ UR BİRAN EVVEL TEMİZLENMELİ
FETÖ’nün tahrip etmediği, sızıp fitne sokmadığı, girip palazlanmadığı hiçbir kurum ve kuruluş neredeyse yok gibi. 40 yıldır bu milletin inanç, eğitim ve hayırseverlik gibi değerlerini istismar eden, milletin kanını emerek sinsice büyümüş FETÖ’nün bir çırpıda sökülüp atılması mümkün görünmüyor. Bunun yanında küresel güçlerin himayesinde olan PKK, DAEŞ, PYD-YPG gibi terör örgütlerinin saldırıları nedeniyle ülkemizin daha güçlü mücadele kabiliyeti kazanabilmesi için bazı olağanüstü uygulamalar devreye sokuldu.  Bu çerçevede Hükümetimizce alınan tedbirleri desteklerken, devletimizin içindeki Ur’un bir an evvel temizlenip hayatın olağan akışına yeniden dönülmesi de en büyük arzumuzdur. 
Diğer yandan 15 Temmuz darbe kalkışması, Türkiye’nin sivil ve demokratik bir anayasaya ne kadar çok ihtiyacı olduğunu bir kez daha göstermiştir. 15 Temmuz’da ülkesinin geleceği için darbeye karşı canı pahasına mücadele vermiş bir millete darbe ruhu taşıyan bu mevcut anayasa yakışmamaktadır.  Şu anda mecliste bulunan iktidar ve muhalefet partilerinin seçmenlerine verdiği sözün gereği olarak yeni, demokratik, sivil, özgürlükçü bir anayasa ortaya konması artık şart olmuştur. Bu milleti daha ileriye taşıyacak, yeni Türkiye’yi daha ileriye götürecek dinamik, tamamen sivil bir anayasaya Türkiye’nin ihtiyacı vardır. Bu ihtiyacın da bir an önce karşılanması yönünde bir kez daha beklentimizi dile getirmek istiyorum. 
Ülkemizde mevcut durum bu şekilde seyrederken, diğer taraftan çalışanları yakından ilgilendiren birçok gelişme de uygulamaya konuluyor, konulmak için çalışma yapılıyor. 

SOSYAL DİYALOG VURGUSU
Bunların başında kıdem tazminatı ve toplu iş sözleşmeleri gibi konular geliyor. Konfederasyonumuz HAK-İş ve Çelik-İş Sendikası hayata geçirilecek her konuda olduğu gibi, ilkesel olarak bu konularda da çalışanlarımızın aleyhine sonuçlanabilecek hiçbir düzenlemenin altına imza atmayacaktır. Kıdem tazminatı gibi çalışma hayatını ilgilendiren tüm konularda sosyal taraflarla konuşulmadan, paydaşların görüşleri alınmadan atılacak her adım yere sağlam basmayacaktır. Bu nedenle bu tür konularda sosyal diyalog yoluyla sonuca gidilmesinin üzerine özellikle vurgu yapmak istiyorum. 
Ayrıca Hak-İş’e bağlı yaklaşık 200 binden fazla taşeron işçisinin toplu iş sözleşmesinde şuanda henüz mesafe alınmamış olması bizleri üzen ve düşündüren bir başka konu. On binlerce taşeron işçimizin beklentisi olan toplu iş sözleşmeleri ülkemizin gündeminin yoğunluğuna kurban edilmemelidir. Olağanüstü günler geçiren ülkemizde normale dönmeye başlanırken, bu talebin de bir an önce çözüme kavuşturulmasını bekliyoruz.  
Öte yandan Çelik-İş Sendikası olarak da örgütlenme çalışmalarımız tüm hızıyla devam ediyor. 

‘TEŞKİLATLANMA KONUSUNDA SEFERBERLİK BAŞLATTIK’
Genel merkez yönetiminden şubelerimize kadar sendikamızın her biriminde teşkilatlanma konusunda adeta seferberlik başlatmış durumdayız. Birçok yeni işyerinde yetki alma çalışmalarımız sürürken, bir yandan da örgütlenmemize hız vereceğini öngördüğümüz bir projeyi hayata geçirmek için ilk adımı atmış bulunmaktayız. Bu kapsamda Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı ile yürüttüğümüz koordineli çalışmalar sayesinde metal iş kolunda faaliyet gösteren örgütlülüğün olmadığı 300 ve üzeri çalışanı bulunan Türkiye genelinde 130 işyeri belirledik. Bu işyerlerinden 36 tanesini ise şube ve bölge başkanlıklarımızın sorumluluğuna vererek örgütlülük noktasında ön çalışma sürecini başlatmış durumdayız. Önümüzdeki süreçte ülke ekonomisine büyük katkılar sunan bu 130 işyerine ilişkin bir değerlendirme yapıp, hangi bölgede hangi işyerinde örgütlülüğü sağlayıp sağlayamadığımıza bakarak teşkilatlanma çalışmalarımıza hız kesmeden devam edeceğiz. Bu çalışmalar esnasında karşılaşabileceğimiz zorlukların ve engellerin çözüme kavuşturulup aşılması noktasında, başta Konfederasyonumuz Hak-İş yönetimi olmak üzere bütün kardeş sendikalarımızın desteğini yanımızda görmek bizi ayrıca mutlu edecektir.   
Şimdiden sendikamıza ve dolayısıyla sendikal yaşama dair sunacağınız katkılardan dolayı hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum.
Sözlerime son vermeden önce yönümüzün ve çizgimizin belirlenmesinde bizlere öncülük eden konfederasyonumuz Hak-İş’e karşı mali konularda sorumluluklarımızı da yerine getirmenin gururunu yaşadığımızı belirtmek isterim.’